ÖRNEK (ÖZDEŞİM MODELİ) OLMAK

Bir akşam değerli bir dostum telefonla bizi arayarak:
“Yarın akşam bir konsere gideceğiz. Eğer zamanınız varsa bizim çocuklara bakabilir misiniz?” dedi.
Biz de:
“Elbette, hem de seve seve,” dedik.
Ertesi gün ben ve eşim akşam arkadaşımın evine gittik. Hep beraber yemek yiyip çay içtikten sonra arkadaşım:
“Bize müsaade, gece görüşmek üzere,” diyerek hanımıyla birlikte evden ayrıldılar.
Arkadaşımın iki çocuğu var. Birisi 6 yaşında Utku, diğeri ise 2 yaşında Defne. Çocuklar bizi önceden tanıdıkları için herhangi bir yabancılık çekmediler. Her ikisi de birlikte oynamaya başladılar. Biz de televizyon izlemeye başladık. (Özellikle belirtmek isterim ki biz aile olarak televizyona düşkün kişiler değiliz. Tam 3 yıldır evimizde televizyon yok. Zamanımızı gezme, kitap okuma, arkadaş ziyaretleri gibi sosyal aktiveler yaparak değerlendiriyoruz.) Derken zaman hızla geçti ve saat 21.00 olunca, çocuklara dönüp:
“Artık yatma zamanınız geldi. Hadi yatağınıza!” dedim.
Utku yanıma gelerek:
“Amca yarın cumartesi ve okul yok. Biraz daha oynayalım mı? Hafta sonu annem babam geç yatmamıza hep izin veriyor,” dedi.
Ben de:
“Tamam. Size bir saat daha süre veriyorum. Sonra yatağa,” dedim. Aldığım cevap:
“Tamam, amca!” oldu.
Derken saat 22.00’ye geldi ve ben:
“Süre doldu. Hadi ikiniz de yatağa!” dedim.
Utku itiraz etmeden odaya doğru yürüdü. Defne sözümü duymazlıktan geldi. Niyeti sabaha kadar oynamaktı. Ben tekrar:
“Defne! Hadi yatağa. Uyuma zamanın geldi,” dedim.
Defne, yine beni duymak istemedi. Ben de sinirli bir şekilde bakarak:
“Defne! Beni duyuyor musun? Hadi yatağa. Uyuma zamanın geldi,” dedim.
Defne bana sinirlice baktı ve hiçbir şey demeden odaya doğru yürüdü. Eşim de:
“Gidip çocuklara geceliklerini giydirip yatırayım. Birazdan gelirim,” diyerek arkalarından odaya doğru yürüdü.
Ben de televizyon izlemeye devam ediyorum. 15 dakika sonra eşim yanıma gelip:
“Defne bana ne dedi biliyor musun?”
“Ne dedi küçük cadı?” dedim.
“Defne ile birlikte ben de yatağa uzandım. Defne uykuya dalmıştı. 10 dakika sonra birden uyandı ve elleriyle gözlerini ovalayarak:
“Amca bize, gidip uyuyun diyor ama kendisi gidip uyumuyor, televizyona bakıyor,” dedi.
“Ciddiden öyle mi söyledi?” dedim.
“Evet, öyle söyledi küçük cadı,” dedi.
“Eyvah! Karizmam yerlerde sürünüyor. Rezil oldum,” deyip gülüştük.
İşin şakası bir yana, Defne burada çok haklı. Normalde önce ben ve eşim yerlerimizden kalkarak, televizyonu kapatıp:
“Uyku saati geldi. Hepimiz de yatmaya gidiyoruz,” diyerek çocukları odalarına götürüp, peşinden de hemen ışıkları söndürmemiz gerekiyordu.
Tabii ki bu yapmış olduğum davranış bir istisnaydı ve istisnalar kaideyi bozmaz. Her zaman söylüyorum. Eğer çocuklara iyi bir model yani örnek olmak istiyorsak, önce kendi hareketlerimize dikkat etmeliyiz. Çünkü çocuklar ne söylediklerimize değil ne yaptıklarımıza bakıyorlar.

 

“Model olmak” bireyin içinde bulunduğu grubun bir üyesinin düşünce ve davranışlarını izleyip, aynısını taklit etmesi, kendisine örnek yani model almasıdır. Çocuklarımız bizim ne söylediklerimize değil ne yaptıklarımıza bakarlar ve ona göre davranırlar. Yani bizi örnek alırlar. Diğer bir ifadeyle, bizi “model” olarak görürler.
Çocuklar okula başlamadan önce kendisini özdeş tutacağı bir model olarak anne-babasını alır ve onların özellikleriyle değer yargılarını benimseyip, hareket, konuşma vb. davranışlarını taklit etmeye çalışır. Erkek çocuk babası gibi olmak ister. Çünkü babası onun gözünde dünyanın en yakışıklısı, en güçlüsü ve en akıllısıdır. Onun gibi giyinmek, davranmak ister. Kız çocuk ise anneye harandır ve annesi gibi giyinmek, süslenmek ister. Çünkü dünyada annesinden daha güzel, daha iyi ve daha akıllı bir kadın yoktur. Okul dönemlerimde ise bir öğretmenini de model alarak, onun gibi yaşamak isteyebilir.
Her ne olursa olsun, çocuğun anneyi, babayı, dayıyı, teyzeyi, öğretmeni ya da herhangi birini model olarak alması, kendisinin gelecekteki kişilik yapısını, duygu ve düşüncesini doğrudan etkilemektedir.
Özellikle anne baba, çocuğa ne kadar iyi örnek ve model olursa çocuk ona göre şekil alır. Anne babanın dikkat etmesi gereken nokta, çocuğun “aileden aldığı örneklere daha sıkı bağlanma” özelliğidir. Bu nedenle anne baba çocuğa iyi bir örnek olabilmek için büyük çaba sarf etmelidir. Çocuk söylenilenlerden çok davranışlara bakar. Nasihat yerine model ister.
Bir de çocuklarımızı iyi yetiştirmek için onları sürekli olarak ikaz etmek, yaptıkları yanlışları düzeltmeye çalışmak ve her yaptığını kritize ederek onları yanlışlardan uzak tutmaya çalışırız. Ancak bu davranışlarımız onları doğru yöne yöneltmeye yetmiyor. Biz onları düzeltmeye çalıştıkça onlar da yaptıkları yanlışlara daha çok sarılıyorlar.
Günümüzde en sık rastladığımız diğer bir sorun da birçok annelerin ortak derdi çocuklarının bilgisayar, televizyon, vs. başından kalkmamasıdır. Bunun en önemli nedenlerinden birisi anne ve babanın çocuklarıyla yeterince baş başa zaman geçirmemeleridir. Daha doğrusu çocuklarını devamlı geri plana atmalarıdır. Aşağı yukarı çocuğu olan her ailenin çocuk odasında mutlaka ya bilgisayar, ya televizyon ya da oyun aletleri vardır. Bu tip ailelerin büyük bir çoğunluğu, çocukları tarafından rahatsız edilmemek için bu yöntemlere başvurmaktadır. Nasıl mı? Annenin, “Ben komşuya gidip bir çay içeyim ya da rahatça dizimi izleyeyim.” diyerek çocuğu aletlerle odada tek başına bırakması, yani çocuk gelip başımı ağrıtmasın mantığı gütmesidir. Babalar için de bu yöntem geçerlidir. Babanın, “Yavrum, işten geldim, çok yorgunum.” Ya da, “Bir arkadaşa, kahveye -vs. yere- gitmem lazım, sen git odanda televizyon izle, chat yap, oyun oyna…” gibi bahaneler uydurmasıdır. Bu tür davranışlar çocukların gelişimini olumsuz yönde etkilediği gibi anne ve babanın da kötü bir model olmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, çocuğunuzla olan bütün iletişimlerinizde, yaptıklarınıza ve söylediklerinize dikkat etmeniz gerekiyor. Aksi hâlde, ileride bunları değiştirmeniz güç olabilir. Birkaç örnek verecek olursak:
• Çocuklar ne söylediklerimize değil ne yaptıklarımıza bakarlar. Mesela, kitap okuyorsak onlar da kitap okurlar.
• Devamlı yalan söylüyor, sözlerimizde durmuyorsak, onlar da yalan söylemeyi, güven duymamayı öğrenirler.
• Sinema, tiyatro, konser vs. gibi sosyal etkinliklere gidiyorsak, çocuklarımız da sosyal insan olurlar.
• Sağlığımıza önem veriyor, düzenli ve temiz yiyip içip, giyiniyorsak, çocuklarımız da bizler gibi sağlıklı, düzenli ve temiz olmaya önem verirler.

Kısacası, dünyadaki en değerli varlıklarımız olan çocuklarımıza iyi bir model olmak istiyorsak, attığımız her adıma ve söylediğimiz her söze dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü sonuçta bizi model alıyorlar. Bu yüzden onlara çok müdahale etmek yerine onların yapmasını istediğimiz davranışı biz yapalım ki onlara örnek olalım. Yani görerek öğrensinler.

“ÖRNEK (ÖZDEŞİM MODELİ) OLMAK” için 2.715 yanıt